TEMENNİLER
16/2/2009 · Kategori: duygusal yazilar

Kaybolabilsem şöyle birkaç yıl ortalıklardan
Herkesten uzak bir şehre yerleşebilsem
Kimsenin beni tanımadığı
Benimse kimseyi tanımak istemeyeceğim
Maviliklerin arasında
Kuşların melodisi eşliğinde
Sadece ben kalabilsem..
Mutluluğu orada bulabilsem.
Hatıralar,yaşanmışlıklar bavulda kalsa
Ve benim bavulun içindekilere hiç ihtiyacım olmasa
Sığınacak 4 duvarım olsa
Duvarların her biri mutlu renklerle boyansa
Siyah renk hayatımda hiç yer almasa
Gökkuşağı hep gökyüzünde asılı kalsa
Yağmur yağdığı zaman ki toprak kokusu her zaman olsa
Sonbahar da olsa kış da olsa
Karamsar olunmasa
İnsan kendine mutlu olacak
Bir sebep her zaman bulabilse
İşte hayat bu
Ve yaşamaya değer her zaman diyebilse
pişmanlık hiç olmasa
Keşke…”keşke”ler sadece 1 kez kullanılsa
“İyi ki yapmışım” lar kaplasa 4 bir yanımızı
dostlar.
Güvenilir arkadaşlıklar hep uzun süreli olabilse
anne baba sevgisi gibi karşılıksız sevebilsek
yediklerimizde hep anne eli değmiş gibi aynı lezzeti bulabilsek
hastalandığımızda başucumuzda iyileşmemizi bekleyen şefkat dolu bakan bir çift göz bulabilsek
düşünsek ve başarsak
yada istesek ve elde etsek
korkular ve yenilgiler hiç olmasa
cesaretlendirsek kendimizi her konuda
sıvazlasak sırtımızı daha kuvvetlice
kulağımıza hep aynı ses fısıldasa aynı kelimeyi söylese
“güveniyorum sana” dese
ihtiyacımız olduğunda elimizi uzatsak
yardımcı olacak kişi hep orada olsa
yada hiçbir şeye hiçbir zaman ihtiyacımız olmasa
doğanın dengesi bu diyerek göz yummasak her şeye
“doğayı sev”,”çevreyi koru” sadece 2 kelimeden ibaret olmasa
anlamını bilerek hareket edebilsek
büyük balık küçük balığı yemese
küçük balık yenilgiyi hemen kabullenmese
savaşsa yaşamak için
ve sıkıntılar hiç olmasa
stres her hastalığın nedeni olmasa
kimsenin borcu olmasa
herkes aldığı paradan memnun kalsa
ve herkes karnı tok olarak uykuya dalsa
rüyalar hep mutlu
hayaller her zaman gerçek olsa
sevenler daima sevilse
herkes mutlu olmayı hak etse
her şey ama her şey benim tüm bu yazdığım temenniler gibi olsa
yine de sorgular mıydık acaba
niye geldik o halde biz bu dünyaya
sınavdan ibaret değil midir zaten yaşamak
aldığımız her nefesimizin bile hesabı sorulacakken
her şey güllük gülistanlık olduğunda
biz insanoğlu yetinebilecek miyiz?
Daha fazlasını daha istemeden şükredebilecek miyiz ?
UÇURUM
12/2/2009 · Kategori: duygusal yazilar

Gece yarısıydı. Arabadaydım. Radyo Maydonoz'da Selim gazete köşelerinden internete yayılmış bir öyküyü anlatıyordu. Kulak kesildim:
"Bir sonbahar günü Londra'daki doktor muayenehanesinin bekleme odasında oturan adam, yaprakların dökülmesini hüzünlü bir gülümsemeyle seyrediyordu. Biraz sonra muayene odasında doktor, teşhisi açıkladı kendisine:
'- Bay Winkelman, beyninizde bir ur var. Hemen ameliyat olmalısınız.'
Yüz hatları gerildi Winkelman'ın:
'- İngiltere'de bu ameliyatı yapabilecek doktor var mı' diye sordu.
'- Amerika'da yaşadığınıza göre orada olmanızı öneririm' dedi doktor; 'Zaten sizi ameliyat edebilecek tek operatör olan Charles Wronkow da orada yaşıyor.
Winkelman teşekkür edip ayrıldı. Otele giderken derin derin düşünüyor ve yere dökülen yaprakları ayaklarıyla yavaşça itiyordu.
Birkaç gün sonra gazeteler tanınmış Amerikalı operatör Charles Wronkow'un İngiltere'de tatilini geçirirken intihar ettiği haberini verdiler.
Polis, böyle tanınmış bir doktorun neden Wilkelman adı altında, Londra'nın yoksul bir mahallesindeki otelde kaldığını merak ediyordu."
* * *
Bu öyküyü dinlediğim gecenin sabahında gazeteler Reve Favaloro'nun intihar haberini duyurmuşlardı.
Favaloro, 1967'de bulduğu by-pass yöntemiyle kalp ameliyatlarında bir çığır açan ve milyonlarca hastayı kurtaran Arjantinli cerrahtı. Buenos Aires'teki muhteşem villasında kalbine sıktığı tek kurşunla son vermişti hayatına...
Milyonların kalbine giden kanalları açan bir insanın, kendi yüreğindeki tıkanmaya deva bulamaması ve sonunda onu kurşunlayarak susturması ne trajik bir final!..
Bütün bir salonu gülmekten kırıp geçirdikten sonra çekildiği makyaj odasında sessizce ağlayan bir palyaço gibi... Çevremize yaydığımız ışıktan biz nasiplenemeyiz çoğu zaman... insanın sözü geçmez, gücü yetmez bazen kendine...
En güzel aşk filmlerinde oynayan kadın, alabildiğine mutsuzdur bakarsanız...
Diline doladığı herkesin iç dünyasını kalemiyle didikleyen yazar, kendi içindeki keşmekeşi tariften acizdir.
Cemaate iman telkin ederken içten içe Tanrı'yı sorgulamaya başlamış bir din adamı kadar çaresiz, kıvranır insan...
Yalnızlık korkusunu bastırmak için ömrü boyunca sayısız kadına tutulmuş bir Kazanova'nın sonunda anavatanı yalnızlığa dönmesi,
...ya da cehennemi bir cephede gün boyu askerlerine cesaret aşılayan kumandanın gece karargahta korkudan titremesi gibi,
...en yakından tanıdığı zaafı, en güvendiği yanına yakıştıramaz insan:
...ve kendini en bildiği yerinden vurur: Kalpse kalp; beyinse beyin...
...bir kurşunla durur.
* * *
Çünkü en beteridir kendisiyle savaşanların, kendine yenilmesi...
İnanmadan din adamı olarak kalamazsınız; sevmeden aşık rolü oynayamaz, cesaretsiz savaşamazsınız; beyninizde bir urla beyinlere deva, kalbinizde kanayan bir yarayla kalplere şifa taşıyamazsınız.
Bu kuşatmayı yarmak için o "zaaf”larınızı yok etmek zorundasınızdır; çoğu kez kendinizden vazgeçmek pahasına...
insan, kendine rağmen gider o zaman...gençliğinde nice cana kıydığı kılıcının üzerine karnıyla yatıveren yaşlı bir Samuray savaşçısı ya da intihar için artık hükmedemediği tanıdık bir mikrofonu seçen Zeki Müren gibi, ölümü beklemeden onun kollarına koşar.
Bazen uluorta, bazen yapayalnız,
...uçsuz bucaksız bir boşluğa akar...
Malum; "uzun süre uçuruma bakarsan, uçurum da senin içine bakar."
Can DÜNDAR
SUNAY AKIN
23/1/2009 · Kategori: duygusal yazilar

tozlu bir şemsiye durur
çatı katındaki odanın
kuytu bir köşesinde
kumaşındaki eski yağmurların
hüzünlü kokusuyla
anımsar mısın bilmem
yağmurun bardaktan
boşanırcasına yağdığı o günü
hani şemsiyeyi iyice çekip başımıza
dudaklarımla hesaplamıştım
yüz ölçümünü
nicedir sokağa çıkarmıyorum
şemsiyeyi
korkuyorum çünkü
kapısı açık kafaesinden
uçan bir kanarya gibi
beni ikinci kez terk etmenden
yanıt alamayacağımı bilsem bile
yanına gidip
sorarım hergün şemsiyeye
altında elele
nasıl görünürdük diye
SUNAY AKIN
ŞEBNEM FERAH
19/12/2008 · Kategori: duygusal yazilar

gördüğüm rüyanın etkesinden olsa gerek
garip bir hisle uyandım bu sabah
ya bugün o günse hayatın son günüyse
içimi kordu sardı bu sabah
sevdigim şeyleri düşündüm sevdiğimi insanları
gördüğüm ve görmediğim yerleri
son kez uyandıysam ve yapamadığım şeyler varsa
içimi korku sardı bu sabah
ya çok yalnızsam ya da bomboşsam
zaten bıkmışsam zamanı harcamışsam
sen ben o herkes aynı hikayede
başı ve sonu aynı gerisi farklı
bir yerden tutunduysak hayata
boşa geçirmemeli bırakmamalı
derdimiz yaramız acılarımız farklı olabilir
göz yaşlamızın tadı aynı
değişik çok başka gibi gözüken yaşamlar varsa da
pişmanlık herkes için acı olmalı
ya çok cahilsem hiç sevmemişsem
cesur olmamışsam zamanı harcamışsam
sen ben o herkes aynı hikayede
başı ve sonu aynı gerisi farklı
bir yerden tutunduysak hayata
boşa geçirmemeli bırakmamalı
DÖN GEL
17/11/2008 · Kategori: duygusal yazilar
Dön
|
SONER ARICA |
ANLADIM
25/10/2008 · Kategori: duygusal yazilar

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,
kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım..
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..
Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..
Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir,
ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..
Fakat, hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..
''Sana ihtiyacım var, gel! '' diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ''git'' dediğimde anladım..
Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..
Özür dilemek değil,
''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman
olmak,
Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen, beklemez,
sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni af etmeni ölürcesine istediğimde anladım..
Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar,
ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş...
belki yine gelirim gittim yerlere
17/10/2008 · Kategori: duygusal yazilar
Belki Yine Gelirim Gittiğim Yerlere
09.08.2007 02:08
Akan gözyaşlarından nice ahular içtim, |
« Önceki ::

